Trabzon Türk Ocağı

KÜLTÜREL YOZLAŞMA VE TÜRKÇEMİZ

Duran UMCU

Kültür; toplumların kendilerine özgü olan ve gelecek nesillere aktardıkları maddi ve manevi her şeydir. Bu vasfıyla kültür, milletleri ayakta tutan, milletleri diğer milletlerden ayıran temel değerler ve birikimlerdir. Bu değerler; en başta dil olmak üzere, din, gelenek ve görenek, sanat, dünya görüşü, tarih şeklinde sıralanabilir. Bir milletin kültürel değerlerini kaybederek milli benliğinden uzaklaşmasına ise kültürel yozlaşma denir. Bu değerlerin yozlaşmaya uğraması toplumun bozulmasına ve yavaş yavaş yok olmaya başlaması anlamına gelmektedir. Her kültür diğer kültürlerden etkilenir. Hele ki sınırların ortadan kalktığı, bilginin ve kültürel değerlerin kısa zamanda teknolojik gelişmeler (Sosyal medya, diziler vs.) ile bütün dünyaya yayıldığı bilgi çağında bu etkilenme kısa süreli ve daha çabuk olmaktadır. Kültürlerin birbirlerinden etkilenmesi, birbirinden beslenmesi vazgeçilmez bir gerçektir. Bu gerçeği inkâr etmek ve engellemek mümkün de değildir. Çünkü her kültür başka kültürlerden etkilenerek büyür ve gelişir. Lakin bu etkilenme aşırı noktalara vararak kendi öz benliğini inkâr noktasına gelmiş ve yabancı kültürlere şuursuz bir hayranlık şekline dönüşmüş ise, bu durum artık milletin varlığı için çok büyük bir tehdittir. Aristo’nun şu sözleri bu tehdidi en iyi şekilde açıklar niteliktedir. “En bahtsız millet, kaleleri ayakta iken kültürü ve ahlâkı harabe olan millettir”. Kültürel yozlaşmaya örnek olarak gençlerin batı kültürüne özenmesi, gelenek ve göreneklerimize saygı duyulmamaya başlanması, yardımlaşmanın yerini çıkarcılığın ve duyarsızlığın alması, anadilin yabancı kelimelerle yozlaşması, dini bayramların özünden uzaklaşıp tatile dönüşmesi, işyeri isimlerinin yabancı kelimelerden seçilmesini gösterebiliriz.

Kültürü oluşturan unsurlardan en önemlisi dildir çünkü dil olmadan kültürü oluşturan öteki unsurlar meydana gelemez. Aynı dili konuşan insanlar, kendi aralarında bir bütün oluştururlar bu bütüne ise millet adı verilir. Bir milletin yaşama biçimi, dünya görüşü, inançları, gelenek ve görenekleri, dil aracılığıyla sonraki nesillere aktarılır. Dilin bozulması ile, millet çözülmeye başlar. Bu nedenle kültürel yozlaşma demişken milli dil üzerinde ayrıca durmak gerekir. Çünkü milli kültürün yozlaşma süreci dilin yozlaşması ile başlar ve zamanla toplumun tarihini, inançlarını, sanatını, edebiyatını, tahrip ederek devam eder.

Bugün ne yazık ki Türkçemiz ve buna bağlı olarak kültürümüz çok hızlı bir şekilde yozlaşmaya uğramaktadır. Türkçemiz yabancı dillerin şiddetli bir saldırısı altındadır. Örnek verecek olursak, bugün her caddede, sokakta yabancı isimli bir işyeri görmek mümkündür. Büyükşehirlerde durum daha da vahim durumdadır. Çocuklara Türkçe isim vermek yerine yabancı isimler verilmektedir. Bilim yoluyla dilimize giren yabancı sözcüklere Türkçe isim bulmak yerine onları olduğu gibi kabul edip kullanılmaktadır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Bu durumun çeşitli sebepleri vardır. Eğitim sistemimiz bu durumun en büyük sebebi konumundadır. Okullarda Türkçe eğitimi yeterince iyi verilememekte, dilin önemi yeterince kavratılamamaktadır. Özellikle okuma çağındaki çocuklarımız edebiyatımızın önemli yazarları, şairleri ve onların güzel Türkçeyle yazdığı kitaplardan habersiz durumdadır. Toplumumuz dil bilincinden yoksun durumdadır. Batı özentiliği ve toplumun batıya karşı içinde bulunduğu aşağılık kompleksi bu yozlaşmanın önemli sebeplerinden birisidir. Öyle ki laf arasına İngilizce kelime katıp yarı Türkçe yarı İngilizce konuşmak marifet sanılmaktadır. Popüler kültürün de bu yozlaşmaya etkisi büyüktür. Öyle ki bugün Netflix’ te popüler bir dizi olan La Casa de Papel, Trabzon’da bir kafenin ismi olabilmektedir. Diğer önemli bir sebepte TV, internet ve sosyal ağlarda dilimizin doğru kullanılmamasıdır.

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk bizleri dilimizi yabancı dillerin etkisinden koruma konusunda şöyle uyarmıştır. “Milli duygu ile dil arasındaki bağ çok güçlüdür. Dilin milli ve zengin olması milli duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.”

Dil bir milletin birliğinin ve bağımsızlığının en büyük simgesidir. Bu yüzden millet olarak bağımsızlığımızın en büyük simgelerinden olan, milli kültürümüzün ve benliğimizin temelini oluşturan Türkçemize sahip çıkalım. Türkçemize gerekli özeni ve önemi gösterelim. Çünkü dilimizi kaybedersek her şeyimizi kaybederiz.

Milli şairimiz Ziya Gökalp’in de dediği gibi;

“Güzel dil Türkçe bize,

Başka dil gece bize

İstanbul konuşması

En saf, en ince bize.”

Gecede kalmayalım, Türkçe konuşalım, Türkçe yazalım, Türkçe üretelim, Türkçeyi bilim dili yapalım ve hep birlikte güzel dilimizi yaşatalım.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir