Aybala Nur YIRTICI
Çağımızın en büyük kolaylığı aynı zamanda da en büyük sorunu olan internet, hayatımızın her alanında görebileceğimiz, kullanabileceğimiz düzeye geldi. Önceden sadece belirli alanlarda ve konularda interneti kullanırken şimdi fatura ödemekten tutun da alışveriş yapmaya kadar her an her yerde interneti kullanıyoruz. Birden fazla olan sosyal medya hesaplarımız, kendimize ait internet sitelerimiz, banka hesaplarımız, mail adreslerimiz… Kısacası her şey ama her şey artık internetle saniyeler içerisinde ulaşabileceğimiz seviyede.
Teknolojik gelişmelerin etkisini hissettiğimiz alanların başında iletişim teknolojisi gelmektedir. Hızla gelişen teknoloji tüketici olan insanların arasındaki iletişimi de olduğunda çok farklı bir boyuta taşımıştır. Bu değişim ülkelerin ekonomik, kültürel, sosyal değerlerinin yanı sıra dillerini de etkilemiştir. Hatta bu etkileşimden en fazla etkilenen unsurlardan birisi de dilin yapısıdır. İnternet teknolojilerinin böylesine hızlı bir şekilde gelişmesi ve bu gelişimin genellikle diğer ülkeler tarafından gerçekleşmesi sonucunda diller ve kültürler alanında gözle görülebilecek daralmalar ve körelmeler meydana gelmeye başlamıştır. İnternet ortamının sahip olduğu ve sağladığı özelliklerden ortaya çıkan modern ve yeni iletişim sembolleri, jargonlar, dilin kullanım tarzları, kodlar dilin yapısını ve işleyişini çok derinden etkilemektedir. Peki, en kısa tabirle elimiz ayağımız olan internet ve beraberinde sosyal medya dilimizde nasıl bir etki yaratıyor? Sosyal medyayı kullanırken dilimizden nasıl yararlanıyoruz? En önemlisi sosyal medyada kullanılan dil Türkçeyi nasıl etkiliyor?
Sosyal medya ve internet hayatımızın her alanında kendisini göstermeye devam etmektedir. İçinde bulunduğumuz bilgi çağı da diyebileceğimiz çağ internet sayesinde bir bilginin ya da bir olayın anında çok geniş kitlelere ulaşmasına olanak tanımaktadır. Bu bilgilerin alımından, yaşanan bu gelişmelerden dilimiz de etkilenmektedir. Özellikle bu akışın İngilizce başta olmak üzere diğer yabancı dillerden olması Türkçedeki dil ile ilgili kuralların ihlaline yol açmaktadır. İnternet ortamındaki acele yazma güdüsü, küçük-büyük harf ayrımını ortadan kaldırmakta, noktalama işaretlerine dikkat edilmemesi durumunu ortaya çıkarmaktadır. Gelişen teknolojik imkânlar bu sürecin daha hızlı yayılmasını ve daha olağan bir hal almasını sağlamaktadır.
İnternetin ve sosyal medyanın asıl hedef kitlesini oluşturan genç kesimde bu durum daha sık gözlemlenmektedir. Kullanılan sosyal medya hesaplarındaki yazışmalara bakıldığında durum daha da açık ve anlaşılır hale geliyor. Kullanılan kelimelere, kurulan cümlelere bakıldığında Türkçesi olan kelimelerin yerine bile İngilizce kelimelerin kullanıldığı görülüyor. Örneğin ‘’ tamam kelimesi yerine okey, görüşürüz ya da hoşça kal kelimelerinin yerine bye’’ kavramları kullanılıyor. Öyle ki bir cümle kurmaya çalıştığımız zaman kullandığımız kelimelerin çoğunun yabancı kelimelerden meydana geldiğini görüyoruz. Ayrıca bu durum rahatsız edici bir hal almaktan ziyade ne kadar çok yabancı kelime kullanılırsa daha modern olunacağı düşüncesinde ilerliyor. Sadece yabacı kelimelerin kullanılmasıyla kalmıyor bu bozulma. Ünlü harflerin yazılmaması ve kısaltmaların kullanılması (tmm-tamam, falan-fln,cnm-canım vs.) , ünsüz harflerin kullanılmaması (yazıorum-yazıyorum, geliorum-geliyorum, bişey- bir şey),kelimelerle kendini ifade etmek yerine surat ifadeleriyle (emoji) kendini ifade etme durumu sosyal medyada sık karşılaşılan durumlardan. Vurguyu belirmek için belirli harflerin tekrarlanması (hayırrr, yaaa vs. ), günlük konuşma diliyle yazı dilinin bir arada kullanılması dilin daralmasına ve zamanla bozulmasına yol açıyor. Dilde tasarruf ilkesi göz önüne alındığında bile bu durum Türkçenin bozulmasına ve körelmesine mantıklı bir açıklama getiremiyor. Ayrıca Türkçesi varken kelimelerde yaşanan bu bozulma, kendini toplumsal düşüncede de göstermeye başlıyor. Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyor: ‘’ Dilin millî ve zengin olması, millî duygunun gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil bilinçle işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.’’
Dil canlı bir varlıktır. Sürekli gelişir. Gelişirken hem etkiler hem de etkilenir. Dil, kültürün en önemli öğesidir. Günümüzde işgaller ve asimile etme çalışmaları eskisi gibi toplu tüfekli savaşlarla değil ilk önce dil üzerinden yapılıyor. Bir ülkenin kültürünü koruyabilmesi ve gelecek nesillere aktarabilmesi, dilinin gelişebilmesi ve zenginleşebilmesi için, o toplumda dil bilincinin geliştirilmesi gerekir. Dil etkileşimlerinde her zaman üreten toplumun dili daha baskın olmaktadır. Bunun için işe bilim, sanat ve özellikle teknolojide üretici bir toplum olmak son derece önemlidir.
Kullanılan dilde, estetiğin ve kibarlığın göz ardı edilmesi, hızlı yazma uğruna bozuk cümlelerin kurulması, imla yanlışlarının yapılması, kelimelerin yapısının bozulması, cümlelerin kısaltmalarla yazılması dilimiz için büyük bir tehlike oluşturmaktadır. Tabii ki çağın gerektirdiği durumlar dâhilinde yabancı dillerin etkisi sürmeye devam edecektir. Fakat bu durumun toplum üzerindeki etkisi kontrol edilebilecek bir hale getirilmelidir. Türkçe 8. yüzyıldan beri hüküm süren dünyanın en köklü dillerindendir. Bu kadar uzun süre canlı kalabilmiş bir dil dileriz ki daha asırlar boyunca yeryüzünde kalsın. Bunun için bilinçlenmeli ve bilinçlendirmeliyiz. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu’nun da dediği gibi ‘’Türkçe giderse, Türkiye gider.’’ Dilimize sahip çıkmalı, onu her türlü etkiden özellikle de kendi modernlik düşüncesi altındaki baskımızdan korumalıyız.